7 Aralık 2013 Cumartesi

SANTRALİSTANBUL

                                         SANTRALİSTANBUL
Bilgi Üniversitesi' nin Santral Kampüsü' ne daha önce gitmiştim. Bugün ders için gittim ve bir kez daha etkilendim. Büyük ve etkileyici bir kampüs. Enerji Müzesi ve Çağdaş Sanat Müzesi mutlaka görülmeli. Bilgi Üniversitesi' nin pek çok sertifika programı var. Bazı programların fiyatlarında öğrencilere özel indirim yapılıyor. Bazılarında ise yapılmıyor. Ödediğiniz paraya değer.
Temiz ve ferah bir kampüs. Ağaç ve çimenlik dolu. Taş yollar yürüyüş için ideal. Kafe ve restorantlar beklentilerinizi karşılar. İsteyenler için Starbucks da mevcut. Yorulduğunuzda çimenlerde oturmak isterseniz rahat minderlere oturabilirsiniz.
Santral kampüsünü beğendim. Üstelik ücretsiz servisle ulaşım da kolay.

22 Kasım 2013 Cuma

KAVUŞMA

                                 KAVUŞMA
Uzun bir aradan sonra tekrar bloguma yazıyorum. Uzun zaman olduğunun farkındayım, ama İstanbul işte. Günler geçip gidiyor. Nasıl geçtiğini de anlamıyorsun. Bazen yavaş, bazen hızlı ama bir bakıyorsun ki geçmiş. Geriye dönüp baktığında hangi ara yaşadığını bilmediğin zaman oluyor hayatında. Pişman değilim ama yorucu.
 Popüler bir insan olmak hareketli bir sosyal hayatı da beraberinde getiriyor. Değişik insanlar, değişik yerler... Bildiğin yerlere gitsen bile yanındaki insan farklıysa o yeri başka bir yüzüyle görme şansın oluyor. Hele İstanbul'da ... Bir gördüğünü bir daha göremeyebilirsin ya da hiç beklemediğin bir anda karşına çıkabilir. Hayatta tek bir şansın olabilir.
İstanbul'da aldığım derslerden biri: Beklentin olmasın. Çünkü beklentin gerçekleşemezse, hayal kırıklığına uğruyorsun. Beklentinin gerçekleşmemesinin getirdiği hayal kırıklığı, insanın canını daha yavaş ama daha çok ve acı verici bir şekilde yakıyor.
Beklentin olmasın derken amacın olmasın demiyorum. İkisi farklı. Beklenti daha çok insanlarla alakalıdır. İnsanlardan beklentin olur bana göre. Hayatta bir amacın olmalı. Amacın olmazsa, sadece yürürsün.
 Ordan oraya atladım ve rahatladım. Bakalım başka neler yazacağım? Görüşürüz.

5 Ekim 2013 Cumartesi

                                                     SONUNDA
Nano'ya gittim sonunda. Buranın müdavimi olacakmışım gibi bir his var içimde. Müjdat Gezen Sahnesi'nin yanında yanlış hatırlamıyorsam. Karaköy'de gizli bir yerdeymiş gibi hissettim kendimi. Hiç yabancılık çekmedim, hemen ısındım buraya. Masalar küçük, çok tatlı bir mavi. Sandalyeler sarı. Taş duvarları süsleyen zamansız fotoğraflar. Müzik de canlı, rahatsız etmiyor insanı. Dışarıda da masalar var. İsterseniz bar taburelerine de oturabilirsiniz.
 Orta Türk kahvesi içtim. Fincana bayıldım. Sarı renkliydi. Kafeyi işleten kişi de ilgileniyor, güzel sohbetler ettik, sonra sessizlik içinde kendi halimizde takıldık.
  Kafa dinledim, rahatım.

26 Eylül 2013 Perşembe

NANO CAFE

                            NANO CAFE
Nano Cafe'yi gitmek istediğim bir yer olarak bir köşeye not etmiştim. Arkadaşlarla Beşiktaş'a gitmek için otobüse binmiştik. Otobüs Karaköy'den geçerken sol arada ''Nano'' gördüm. Sonra jeton düştü. Bu Nano benim gitmek istediğim Nano. Çok sevindim, ilk fırsatta gideceğim dedim arkadaşlara.
  O fırsat hala gelmedi. Okul, sosyal hayat derken pek boş vaktim yok. Ama gideceğim, kararlıyım.

18 Eylül 2013 Çarşamba

AÇIKLAMA

                 Uzun süre blogumdan uzak kaldım. Malum, İstanbul'a dönüş, okula dönüş, yerleşme süreci derken yazmaya fırsatım olmadı. Düzenimi oturttuktan sonra daha sık yazacağım. İstanbul'un kalabalığına, trafiğine, hızına dönmek güzel. Özlemişim. Kendinize iyi bakın.

11 Eylül 2013 Çarşamba

İSTANBUL LİFE

                                                       İSTANBUL LİFE
İstanbul Life dergisini düzenli olarak takip etmesem de gördükçe alırım. Oldukça hoşuma giden bir dergidir, İstanbul'u keşfetmede bir kaynak benim için. Haziran 2013 sayısında özellikle değinmek istediğim bazı noktalar var.
 Sayfa 26'da Nano Cafe'den bahsedilmiş. Karaköy' deki bu mekan dikkatimiçekti, çünkü dergi 'tek başınıza olmak istediğiniz zamanlarda' aklınıza burası gelmeli diyor. Yani, İstanbul'un insanı canından bezdirecek kadar yorduğunu anlatmaya gerek yok.
 Sayfa 50-54'teki Joshua Bell röportajını beğeniyle okudum. Film müzikleriyle de tanıdığımız Bell'i daha iyi tanımamızı sağlayan bu röportajda sanatçımız Fazıl Say'a da değinilmiş.
 Sayfa 55-56'da Hazal Yılmaz' ın 'Bir gecede kaç mekan gezilir?' yazısı var. Off Pera, Hayal Kahvesi ve Koridor bir İstanbullunun mutlaka gitmesi gereken mekanlardan.
 Sayfa 110' da bahsedilen Midpoint öğrenci için biraz pahalı olsa da güzel bir mekan.
Sayfa 114' te bahsedilen Muhit ve sayfa 116'da bahsedilen Taş Kahve Emirgan merak ettiğim mekanlardan.
Sayfa 130' da Alex Akimoğlu' nun ' Yaz aylarında Nişantaşı keyfi bir başka! ' yazısı var. Merakla okudum, sonunda beğenimi kazanan yazıyı tavsiye ederim.
132'deki Bali ve 139'daki Çeşme yazısını hayallere dalarak, beğeniyle okudum.
İstanbul Life dergisi dolu dolu bir dergi, anlattığı şehir gibi.

6 Eylül 2013 Cuma

                                                    YENİ BİR SAYFA
Okuduğum bir sözü paylaşmak istiyorum: '' Bir insana tamamen güvendiğinizde iki sonuçtan birini elde edeceğiniz kesindir. Ya yaşam boyu bir dost. Ya hayat boyu bir ders.''
Her iki sonuca da ulaştım hayatım boyunca. Bugün bir sonuca daha ulaştım, ders aldım, dost sandığımı kaybettim. Ama dersin sonunda başka bir dost kazandım. Yaşam boyu dost, hayat boyu ders.
 Başlığımı açıklamak isterim. '' YENİ BİR SAYFA'' koydum çünkü bugünkü sonuç alma sonrası değişimler oldu hayatımda. Bana göre yeni bir sayfa açıldı.
Hayata bakışım değiştiği için, kendime bakışım değiştiği için, çevreme bakışım değiştiği için bu değişimler yaşandı belki de.

2 Eylül 2013 Pazartesi

                                              YENİ MACERALARIM
Ümraniye'deki Meydan ve Bu Yaka isimli alışveriş merkezlerine gittik annemle. Özellikle Meydan'ın D&R'ine bayıldım. Çok büyük, her ihtiyacınızı bulabilirsiniz. Kitap zenginliğine bittim. Kitap listesi yaptım, en kısa zamanda  alacağım. Ayrıca çok güzel dosyalar var, okul alışverişiniz için doğru adres olduğunu düşünüyorum. Birbirinden farklı konseptlerde kafe ve restoranlar var. Benim ilgimi en çok tamamen organik odaklı bir restoran çekti. Adını hatırlamıyorum ama en kısa zamanda gidip izlenimlerimi blogumda paylaşmak istiyorum. Kendinize iyi bakın, sevgilerle.

1 Eylül 2013 Pazar

                                   ESKİŞEHİR
Üniversiteli olmanın en güzel yanlarından biri sahip olduğunuz sosyal hayat. Sadece okuduğunuz, dolayısıyla yaşadığınız şehirde değil tüm ülkede belki de yurt dışında gezebilmek. Eskişehir'deki arkadaşımı ziyaret ettim ve Eskişehir'i de öğrendim. Belki yaşadığınız şehir dışında pek çok şehri gezmiş olabilirsiniz ama üniversiteliyken gezmek ayrı bir zevk. Bu yüzden Eskişehir ziyaretim benim için ayrı bir önem taşıyor. Eskişehir tam bir öğrenci şehri. Benim gibi İstanbul'da okuyorsanız ve Eskişehir'i ziyaret ettiyseniz, benim gibi ayrılmak istemediğinizi tahmin ediyorum. Açık büfe kahvaltı 5 lira. Sadece bunun için yatay geçiş yapmayı düşündüm. Barlar Sokağı'ndaki pek çok mekan gündüz kafe olarak hizmet veriyor. Bazı yerel butiklerde ünlü markaları uygun fiyata bulabilirsiniz.
En güzeli de Eskişehir'de size en iyi arkadaşlarınızdan birinin rehberlik etmesi.



                                      İSTANBUL
İstanbul'u seviyorum her şeye rağmen. Evet, trafik hiç çekilmiyor. Evet, ulaşım araçları hiç rahat değil. Otobüslerde hep son basamakta kalmaya mahkumum. Soğuk havalarda da iç karartıcı olabiliyor. Yine de İstanbul'u seviyorum çünkü seçenekler sonsuz.
 Geniş bir sosyal çevre, gidebileceğiniz harika mekanlar, eğlenceli sohbetler... İstanbul'da bir başka oluyor hayat.


23 Ağustos 2013 Cuma

                              İÇMELER
Marmaris'e arabayla 10 dakika mesafede olan İçmeler, yeşil cennettir. Ağaçları keserek binaya yer açan zihniyet burada yok. İçmeler'de ağaçları kesmeden bina yapma çabası vardır.
     İçmeler'de yaşamak benim için özeldir. Ömrüm Marmaris ile İçmeler arasında gidip gelmek ile geçti. Şimdi bu denkleme İstanbul da eklendi. Kendimi İstanbullu olarak görmek de hoşuma gidiyor.
      İstanbul'da bir yıl yaşadıktan sonra İçmeler ve Marmaris'in önemini anlıyorum.
   Şimdi, İçmeler aile için ideal yerdir. Küçüktür, herkes birbirini tanır, her yere yürüyerek gidilir. Çocuklar sokakta rahatça oynar. Ben çocukken arkadaşlarımla parka giderdik bisikletlerimizle. Sonra diğer parka, sonra diğer parka. Sıkılınca sokakta top oynardık . Sek sek oynamayı çok severdim. Evimizin kocaman bahçesinde oyun oynamak ayrı bir zevkti. Yaprakları ve çiçekleri kopartırdık. Evden aldığımız kahvaltı bıçaklarıyla onları doğrardık, evden aldığımız tabakların içine koyardık. Tabi annelerimiz bize eski tabakları verirdi. Doğradığımız çiçeklerin ve yaprakların üstüne su döküp karıştırırdık. Toprak ve sudan çorba da yapardık. Elbette ki bu yemek yapma sürecimiz demokratikti, kızlar ve erkekler arasında iş bölümü yapılırdı.
       Marmaris'te İçmeler'e göre daha çok seçenek vardır. Kafe, bar, sinema... Daha modern diyebiliriz. İçmeler'de bulamadığınız bazı şeyleri Marmaris'te bulmak mümkündür.
          Benim bakış açımdan İstanbul'u ise başka bir yazıya bırakıyorum. İçmeler ve Marmaris ile ilgili daha çok yazı yazacağım elbette.
          Kendinize iyi bakın. Görüşmek umuduyla, hoşçakalın.  =)

20 Ağustos 2013 Salı

İÇMELER GÜNLERİ...

                Blogumu arkadaşlarımın yardımıyla birkaç dakika önce açtım. İlk heyecanı atlattıktan sonra beğeneceğinizi umduğum yazılarımla karşınızdayım. İlk yazılarımda evim olan Marmaris'ten bahsetmek istiyorum. Bugünlük bu kadar, kendinize iyi bakın.